Türk Dili ve Edebiyatı 1 Konu Anlatımı

1. ÜNİTE: GİRİŞ
2. ÜNİTE: HİKAYE
3. ÜNİTE: ŞİİR
4. ÜNİTE: MASAL/FABL

 

 

ÜNİTE 1: GİRİŞ

EDEBİYAT:

Arapça “edep” sözcüğünden türetilen edebiyat kavramı, Avrupa’da daha çok “literatür” kelimesi ile karşılanır. Günümüzde şu karşılıklarıyla birlikte anlaşılmaktadır:
1. Dil ürünü olan her türlü sözlü ve yazılı eser.
2. Yalnız sanat gayesi ile meydana getirilen sözlü ve yazılı eserler.
3. Söz ve yazı sanatını öğreten bilim dalı.
4. Sözlü, yazılı dil ürünlerini meydana getirme işi.
5. Edebî ürünlerin bağlı bulunduğu saha (Türk edebiyatı, Fransız edebiyatı, divan edebiyatı, halk edebiyatı gibi).

 

GÜZEL SANATLAR

Fonetik (İşitsel)
Sanatlar
Plastik (Görsel)
Sanatlar
Ritmik (Dramatik) Sanatlar
Edebiyat
Müzik
Resim
Heykel
Fotoğraf
Mimari
Hat
Ebru
Marangozluk…
Tiyatro
Dans
Sinema
Bale
Opera
Malzemesi
Kelime
Ses
Nota…
Malzemesi
Taş
Toprak
Boya
Tunç…
Malzemesi
Hareket
Sahne
Oyuncu…

Edebiyatın bilim dallarıyla ilişkisi: Bir edebî eser oluşturulurken az ya da çok bilim
dallarının verilerinden yararlanılır. Örneğin bir hikâyedeki kahramanın öğretmen ya da
asker olduğunu düşününüz.
Bilim dalları ile edebiyatın yöntemleri ve kullandıkları araçlar farklı olsa da aralarında etkileşim söz konusudur. Bunlardan bazıları şunlardır:

Edebiyat-tarih ilişkisi: Tarih, insanların geçmişte bıraktığı yazılı belgeler ve yaptıkları eserle dayalı, onların hayatlarını birçok yönden ele alarak araştıran bilim dalıdır. Yazarlar, edebî eserlerinde tarihin verilerinden yararlanırlar.

Edebiyat-toplum bilimi (sosyoloji) ilişkisi: Edebî türler içinde roman, hikâye, tiyatro vb. türlerin çoğunlukla insan ilişkilerine yöneldiği bilinmektedir. İnsan topluluklarının yapısı, gelişmesi olaylar karşısında tepki ve tutumları ise toplum biliminin alanına girmektedir.

Edebiyat-psikoloji ilişkisi: Psikoloji, insanın bireysel oluş ve olgularını ele alırken bunun diğer bireylerle olan ilişkiler düzlemini de sorgular. Bir edebî eserin içinde yer alan bütün unsurlar ve bu unsurların birbirleriyle bağlantılarını da ele alır. Sonuç olarak psikoloji, tek başına bir bilim alanı olmanın yanında edebiyatın da en önemli kaynaklarından ve ilgi alanlarından biridir.

Edebiyat-felsefe ilişkisi: Edebiyatın birçok alanla ilişkisi olmakla birlikte, en etkin ve iç içe geçmiş ilişkisi de felsefe iledir. Felsefe ve edebiyat ilişkisi iki açıdan değerlendirilebilir. Felsefe edebiyat arasındaki en temel ilişki sistemi, edebiyat kuram ve akımlarında görülmektedir. Bununla birlikte edebî eserde ortaya konulan bir dünya ve bu dünyanın ilişkiler sistemi sorgulanırken felsefe devreye girer. Felsefe, bu ilişkiler sisteminin neden
ve köklerini araştırır; bunları tanımlar.

Edebiyat-coğrafya ilişkisi: Her eser bir mekânın üzerinde ve o mekânın etkileri ile kaleme alınır. Mekân söz konusu olduğunda coğrafya da devreye girer. Bu yüzden bir edebiyat eserini, dolayısıyla edebiyatı coğrafyadan ayrı düşünmek mümkün değildir. Edebî bir metin bilgi vermek amacıyla yazılmaz. Edebî bir metinde öncelikli amaç güzelliktir.

 

EDEBİYAT TÜRLERİ

1. Sözlü Edebiyat Türleri
2. Nazım Türleri
3. Nesir Türleri

 

Metin Türleri

Sanat Metinleri
1. Coşku ve heyecan dile getiren metinler (şiir)
2. Olay çevresinde gelişen metinler
a. Göstermeye bağlı metinler (trajedi, komedi, dram; Karagöz, meddah, orta oyunu)
b. Anlatmaya bağlı metinler (fabl, masal, halk hikâyesi, roman)

Öğretici Metinler
1. Kişisel hayatı konu alan metinler (mektup, günlük, anı, biyografi, otobiyografi, gezi yazısı)
2. Gazete çevresinde gelişen metinler (eleştiri, makale, deneme, fıkra, haber metni, sohbet)
3. Felsefi metinler
4. Tarihî metinler
5. Bilimsel metinler

Edebî metinler, bir dilin imkânlarıyla birtakım estetik uyarımlara yol açarak insanı
etkileyen, insanda güzel duygu, düşünce ve hayaller uyandıran yazılı ya da sözlü olarak
oluşturulan, edebî değer taşıyan ve yüksek bir haberleşme kuran metinlerdir.

Öğretici metinler, okuyucuya bilgi vermek, onun düşünce ve kanaatlerini değiştirmek veya kuvvetlendirmek amacıyla kaleme alınan metinlerdir.

Edebî Metinlerin Özellikleri Öğretici Metinlerin Özellikleri
• Muhatabında estetik heyecan (güzellik duygusu) uyandırır. Doğrudan bilgilendirme amacı taşımaz.
• Günlük dilden farklı edebî bir dile sahiptir. Kelimeler yan ve mecaz anlamlarıyla kullanılır.
• Ferdî, tek ve biricik eserlerdir.
• Edebî metni oluşturan birimler bütün içerisinde anlam kazanır.
• Çok anlamlılık söz konusudur.
• Anlatıcı öznel bir tutum izler.
• Estetik bir kaygıyla yazılır. Sanatlı mecazlı anlatıma başvurulur.
• Özel bir iletişim aracıdır. Yaratıldığı dili konuşan topluluğun yaşamış olduğu duygusal ve düşünsel gelişmeleri yansıtır ve kültür taşıyıcısıdır.
• Gerçeğimsi (kurmaca) bir yapıya sahiptir
• Bilgi verme amaçlıdır. Nesnel bilgilere yer verilir.
• Kelimeler gerçek anlamlarıyla kullanılır.
• Tanımlar, yer, zaman, miktar gibi somut ve kesin bilgiler içerir.
• Sunulan somut, sayısal bilgiler grafiklere, çizelgelere, tablolara dönüştürülür.
• Anlatıcı nesnel bir tutum izler.
• Anlatım sade, cümleler kısadır.
• Terimler ve teknik kelimeler yoğun
olarak kullanılır. Söz sanatlarına baş
vurulmaz.
• Anlatım açık ve nettir.
• Kurmaca söz konusu değildir.

 

Dil Bilgisi
Coğrafi, Siyasi ve Kültürel Özelliklerden Kaynaklanan Farklılıklar
Lehçe: Bir dilin tarih içerisinde bilinmeyen bir dönemde kendinden ayrılmış olup büyük farklılıklar gösteren kollarına denir. “Çuvaşça ve Yakutça” Türkçenin lehçeleridir.
Şive: Bir dilin bilinen tarihî seyri içinde kendinden ayrılmış olup bazı farklılıklar gösteren kollarına denir. “Kırgızca, Kazakça, Azerice…” Türkçenin şiveleridir.
Ağız: Bir ülke içinde aynı dilin farklı konuşma şekillerine denir. Yörelere göre söyleyiş farklılıkları vardır ama yazılış aynıdır. “Karadeniz ağzı, Ege ağzı…” Türkçenin ağızlarıdır.
Argo: Bir sosyal sınıfın, bir meslek grubunun ya da bir topluluğun üyelerinin kullandığı, genel dilin kelimelerine yeni anlamlar yükleyerek ya da yeni kelimeler, deyimler katarak oluşturulan özel dil.
Jargon: Dilcilerin grup dili ya da özel dil adını verdikleri diller; bir toplumda bireyin içinde bulunduğu sınıfa, yaşa, özellikle mesleğe göre belirlenen dillerdir.

Bir ülkedeki ağızlardan biri çeşitli sebeplerden ortak kültür dili durumuna gelir, bu ortak kültür dili zamanla ülkenin standart dili olur.

 

Yazma Tür ve Tekniklerini Tanıma

“Nasıl yazmalıyız?”
Yazma eylemi çeşitli aşamalarla gerçekleşen bir sürece dayanır. Yazma süreci:
1. Hazırlık Aşaması
2. Planlama
3. Taslak metin oluşturma
4. Düzeltme ve geliştirme
5. Yazılan metni paylaşma

 

Yazınıza başlarken mutlaka önce yazı planını oluşturunuz. Yazı planında üç bölüm vardır: giriş, gelişme ve sonuç bölümü.

Giriş bölümü: Konunun ortaya konduğu, okuyucuyu konuya hazırlamak amacıyla düzenlenen bölümdür. Olay ağırlıklı yazılarda giriş bölümüne “serim” de denir. Konuya soru sorarak, betimleme yaparak ya da doğrudan bir hikâye, bir özdeyiş, bir atasözü ile farklı şekillerde giriş yapılabilir.

Gelişme bölümü: Yazının gövdesi sayılabilen bölümdür. Bir yazıda en az iki üç paragraftan oluşur. Bu bölümde konu çeşitli yönleriyle ele alınır, açıklanır, tartışılır. İspatlar, örnekler, belgeler yine bu bölümde yer alır. Olay ağırlıklı yazılarda “düğüm” adını alır.

Sonuç bölümü: Yazının son bölümüdür. Konu bu bölümde bir yargı ile biter. Okuyucunun veya dinleyicinin kafasındaki soruların cevaplandırıldığı, ilk iki bölümde anlatılanlardan çıkan temel yargının veya çözümün verildiği bölümdür. Sonuç bölümü, tıpkı giriş bölümü gibi kısadır. Olay ağırlıklı yazılarda bu bölüme “çözüm” denir.

 

Yazıdaki giriş, gelişme ve sonuç bölümleri paragraflarla gösterilir.

Paragraf; bir fikri, bir duyguyu, bir düşünceyi, bir yargıyı, bir durumu, bir isteği belirten; bir fikrin, bir yardımcı fikrin anlatıldığı cümle ya da cümleler topluluğudur. Paragraf tek bir cümleden oluşabileceği gibi konunun genişliğine göre cümle sayısı artabilir. Şekil yönünden paragrafı, bir satır başından öteki satır başına kadar uzanan bölüm diye tanımlayabiliriz.

 

Paragraf Çeşitleri

Olay paragrafı: İlgi çekici bir olayı, daha çok kronolojik sıraya bağlı kalarak anlatan paragraflardır. Masal, hikâye, roman gibi türlerde kullanılır.

Fikir paragrafı: Bir fikrin delillerle desteklenerek inandırıcı, etkili, mantıklı bir biçimde anlatıldığı paragraflardır. Fıkra, makale gibi düşünce yazılarında kullanılır.

Tahlil paragrafı: Bir olayı, olay kişilerinin davranışlarını, bir meseleyi, bir fikri, bir özelliği çözümleme yoluyla ele alan paragraflardır.

Tasvir paragrafı: Olay ağırlıklı metinlerde mekân, varlık ve nesneleri ayırıcı nitelikleriyle okuyucuya tanıtmak üzere kurulmuş paragraflardır.

 

Düşünceyi Geliştirme Yolları

Tanımlama: Bir varlığın, bir kavramın temel niteliğiyle ya da bir olayın belirgin özellikleriyle ifade edilmesine tanımlama denir. Tanım, kısaca “nedir” sorusuna verilen cevaptır.

Örnekleme: Bir düşüncenin ona yakın asıl düşünceyi hatırlatıcı, destekleyici türlü kavram, isim ve durumlar ile desteklenmesine örnekleme denir.

Sayısal verilerden yararlanma: Bir düşünceyi bilimsel, matematiksel ya da sayısal verilerden yararlanarak destekleme yoluna sayısal verilerden yararlanma denir.

Tanık gösterme: Bir düşüncenin ilgili konuda uzmanlığı ve yeterliliği kabul görmüş bir kişiden alıntı yapılarak desteklenmesi yoluna tanık gösterme denir.

Karşılaştırma: Bir düşüncenin iki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma yoluyla ortaya konulmasına karşılaştırma denir.

Benzetme: Aralarında benzerlik olan iki şeyden nitelikçe zayıf olanı güçlü olanla anlatmaktır.

 

İletişimin Ögeleri

Gönderici: Duygu, düşünce ve isteklerin aktarılmasında sözü söyleyen kişi veya topluluktur.
Alıcı: Duygu, düşünce ve isteklerin iletildiği, aktarıldığı kişi ya da topluluktur.
İleti: Gönderici ile alıcı arasında aktarılan duygu, düşünce, isteğe denir.
Kanal: Göndericinin, iletiyi alıcıya gönderirken kullandığı yol veya araçtır.
Bağlam: İletişimin gerçekleştiği yerdir.
Dönüt: Alıcının göndericiye verdiği her türlü cevaptır.
Kod: İletişimin dil biçimi hâlinde düzenlenmesi, şifrelenmesidir. Nesneler kelimeler hâlinde kodlanır. Gönderici; iletisini yazıyla, resimle, rakamla vb. aktarabilir. İşte bunlardan her biri şifredir.

 

Türk Dili ve Edebiyatı “GİRİŞ” ünitesi için test çözün GİRİŞ ÜNİTESİ (TEST 1)
Türk Dili ve Edebiyatı “GİRİŞ” ünitesi için test çözün GİRİŞ ÜNİTESİ (TEST 2)

ÜNİTE 2: HİKAYE

Hikâye (Öykü):  Gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa, düzyazı şeklindeki anlatılara denir. Hikaye kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.

Hikâyenin Yapı Unsurları

a. Olay: Hikâyelerde kahramanının başından geçen bir olay ya da durum anlatılır. Olay örgüsü; metinlerde olay, ya metindeki kişiler arasında cereyan eden ilişkiler ya da kahramanın iç çatışmaları sonucu ortaya çıkan olay halkalarına denir. Metindeki olay sadece somut gerçeklik değil; hayal, tasarı, izlenim ve benzeri hususlar da olay örgüsü çerçevesinde değerlendirilir.

b. Kişiler: Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan insanlardır. Hikâyede az kişi vardır. Bu kişiler “tip” olarak karşımıza çıkar ve ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaz. Hikâyede kişiler sadece olayla ilgili “çalışkanlık, titizlik, korkaklık, tembellik” gibi tek yönleriyle anlatılır. Bu bakımdan hikâyede kişilerin psikolojik özelliklerine de ayrıntılı olarak girilmez.

c. Mekân (yer): Hikâyede sınırlı bir çevre vardır. Olayın geçtiği mekân çok ayrıntılı anlatılmaz, kısaca tasvir edilir. Olayın anlatımı sırasında verilen ayrıntılar mekân hakkında okuyucuya ipuçları verir.

ç. Zaman: Olayın yaşandığı dönem, an, mevsim ya da gündür. Hikâye kısa bir zaman diliminde geçer. Konu, yazarın kendi ağzından veya kahramanın ağzından anlatılır. Özellikle durum öykülerinde zaman açık olarak belirtilmez, sezdirilir.

d. Hikâyede Anlatıcı ve Bakış Açısı: 

  • Anlatıcı: Hikayede olayı okuyucu/ dinleyiciye aktaran kurmaca kişidir.
    Bakış açısı: Herhangi bir varlık, olay ve insan karşısında, sahip olduğumuz dünya görüşü, hayat tecrübesi, kültür, yaş, meslek, cinsiyet, ruh hâli ve yere göre aldığımız algılama, idrak etme ve yargılama tavrıdır. Bakış açıları ve anlatıcı türleri şunlardır:
  • 1. Hâkim bakış açısı (İlahi/Tanrısal bakış açısı): Yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Kahramanların gönlü veya kafasından geçenleri okumaya kadar uzanır. Anlatıcı, anlattığı olayların dışında durur, gören durumundadır. Üçüncü tekil kişi ağzıyla konuşur. Yazarın dilini kullanır ve bu sebeple ona “yazar-anlatıcı” da denilir.
    2. Kahraman bakış açısı: Kahramanlardan birisidir. Bu anlatıcı, aynı zamanda olay örgüsünün bütün yükünü üstlenen asıl kahraman olabileceği gibi daha da geri planda yer almış kahramanlardan biri de olabilir. Bir insanın sahip olduğu veya olabileceği bilme, görme, duyma, yaşama imkânları ile sınırlıdır. Her zaman kendi yaşadıkları, bildikleri, duydukları ve hissettiklerini öne çıkarır. Kahraman anlatıcı, birinci tekil şahıs ağzıyla konuşur. Okuyucu ile daha sıcak, samimi ve inandırıcı bir diyalog kurmasıyla okuyucuya daha yakındır.
    3. Gözlemci bakış açılı (Ben veya O) anlatıcı: Kurmaca dünyada olup bitenleri, sadece gözlemekle yetinir. İkinci aşamada da gözlemlerini âdeta bir kamera tarafsızlığı ile okuyucuya aktarır. Bir yansıtıcı konumundadır. Çok daha az bilgilidir. Onun bilme, görme, duyma yetenekleri geçmiş ve geleceğe uzanmadığı gibi kahramanların ruh hâllerine de yetişemez. Hem üçüncü tekil hem de birinci tekil olabilir. Anlatıcının bakış açısı sınırları ve anlattıkları karşısındaki tutumuna dikkat etmek zorundadır.

Hikâyenin Planı

Hikâyenin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur ancak bu bölümlerin adları farklıdır. Bunlar:
a. Serim: Hikâyenin giriş bölümüdür. Bu bölümde olayın geçtiği çevre, kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.
b. Düğüm: Hikâyenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.
c. Çözüm: Hikâyenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür.

 

Hikâyede Kullanılan Anlatım Biçim ve Teknikleri

a. Öyküleyici anlatım: Bir durumdan başka bir duruma geçişi, hareketli bir yaşam kesitini bir olaya bağlı olarak anlatma yöntemidir. Öyküleyici anlatımın en önemli özelliği olayların kişi, mekân ve zamana bağlı olarak anlatılmasıdır. Okur, hikâyenin içine çekilir. Olayın bir başlangıcı bir de sonucu vardır.

Örneğin: “Gözyaşı” adlı öyküde olayın kahramanı Ayşe’nin başından geçenler belirli bir zamana (Cumhuriyet öncesi) ve mekâna (Anadolu) bağlı olarak anlatılmış ve bir sonuca bağlanmıştır (Ayşe’nin bir daha ağlayamaması).

b. Betimleyici anlatım: Bir yer, kişi ya da nesneyi ayrıntılı olarak anlatmaya, sergilemeye denir.

Örneğin: “Gözyaşı” adlı öyküde yazar, Ayşe’yi “Yüzü ve vücudu belki de, yağmurdan fazla döktüğü soğuk terle ıslanmıştır. Soluk soluğadır.” şeklinde betimlemiştir.

c. Diyalog (konuşma): Hikâyede her şey anlatıcının ağzından öğrenilir. Sürekli anlatma (dedi, yaptı…) bir süre sonra okuru sıkar. Yazar, bu tek düzeliği ortadan kaldırmak ve eserine canlılık katmak amacıyla zaman zaman olay kişilerini konuşturur. Anlatıcı ortadan kaldırılarak konuşmayı, olay kişilerine bırakır. İki kişi ya da daha çok kişinin konuşmalarından meydana gelen anlatım biçimidir.

Örneğin: “Gözyaşı” adlı öyküde yazar, Ayşe’yi işvereniyle şu şekilde bir diyalog içerisine sokmuştur:

Dil Bilgisi

İsim (Ad)
Evrendeki bütün canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, durumları, bütün
bunların birbirleriyle olan ilgilerini karşılayan sözcüklere isim denir.
I. Varlıklara ve Nesnelere Verilişlerine Göre isimler
A. Özel isim: Benzerleri bulunmayan yaratılışta tek olan varlıklara verilen isimlerdir.
Özel isimler şu şekilde sınıflandırılabilir:
1. Kişi (şahıs) isimleri, soyadları ve takma isimler: Aybike, Necati, Yakup, Korkmaz…
2. Hayvan isimleri: Çomar, Tombiş…
3. Millet, devlet, topluluk boy, oymak isimleri: Türkler, Türkiye Cumhuriyeti, Selçuklular…
4. Kıta, bölge, köy, kent, dağ, deniz, ırmak isimleri: Türkiye, Amasya, İstanbul, Paris…
5. Dil, lehçe, din, mezhep ve tarikat isimleri: Türkiye Türkçesi, Farsça, Müslümanlık…
6. Kurum, kuruluş, dernek, okul, makam işletme isimleri: Türk Tarih Kurumu…

B. Cins isim: Aynı türden olan canlı, cansız bütün varlık ve kavramlara verilmiş isimlerdir. Bu isimler, özel isimlerde olduğu gibi belirli tek bir varlık veya nesneyi göstermez.

II. Varlıkların Oluşuna Göre İsimler
A) Somut isim: Duyu organlarımızla görüp kavrayabildiğimiz ve tabiatta madde olarak var olan gerçek nesne ve varlıkların isimleridir: çivi, ses, kum, lale, okul, oda, nehir,
Çomar, İshak, Serpil, Sevim…
B) Soyut isim: Görünürde madde olarak var olmayan, duyu organlarımızla kavranamayan ancak zihnimizde ve tasavvurumuzda var olan kavramlara ve niteliklere karşılık
olan isimlerdir: saygı, fazilet, hürriyet, keder…

III. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
A) Tekil isim: Sayıca bir varlığı karşılayan isimlerdir: toprak, ağaç, hüzün, sevinç…
B) Çoğul isim: Sayıca birden fazla varlığı karşılayan isimlerdir. Tekil isimlere çoğul eki (-ler, -lar) getirilerek yapılır: topraklar, ağaçlar, hüzünler, sevinçler…
Topluluk ismi: Çoğul eki almadan, birden fazla varlığın bir araya gelerek oluşturduğu grupları karşılayan isimlerdir: meclis, deste, tabur, ordu, halk, sürü, kurul, takım

İsimlerin Yapıları Bakımından Sınıflandırılması

1. Basit isimler: Kök durumunda olan ve herhangi bir yapım eki almamış isimlerdir:
kapı, el, elma, ana, çay, bahçe, buz, dağ, deniz…
2. Türemiş isimler: İsim kök ve gövdelerine yapım ekleri getirilerek kurulan ve yeni
bir kavrama karşılık olan isimlerdir. Türemiş isimler ya isim ya da fiil kök veya gövdelerinden türerler: bahçe-lik, buz-suz; sev-inç, bul-uş…
3. Birleşik isimler: Birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir. Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılır.

Türk Dili ve Edebiyatı “HİKAYE” ünitesi için test çözün HİKAYE ÜNİTESİ (TEST 1)
Türk Dili ve Edebiyatı “HİKAYE” ünitesi için test çözün HİKAYEÜNİTESİ (TEST 2)

ÜNİTE 3: ŞİİR

Şiir Türünün Genel Özellikleri ve Temel Kavramları

Dizeler hâlinde, nazımla (uyaklı ve ölçülü) yazılmış eserlere manzume denir. Manzumelerin sanat değeri taşıyanlarına ise şiir denir.

Şair: Yaşadığı dünyayı, olayları ve insanları herkesten farklı algılayan, kuvvetle duyan, duyduklarını duyuran ve güzellik yaratan insandır.

Mahlas: Şairlerin şiirlerinde kullandıkları takma adlara denir.

Söyleyici: Şiirde konuşan, şairin sesini ve söyleyişini emanet ettiği kişi/varlıktır.

Tema/Konu: Şiiri oluşturan her birim temayı destekleyen bir düşünceyi, duyguyu, hayali; olayı, durumu dile getirir.

Şiirin Yapı Unsurları

Nazım birimi: Şiiri oluşturan dize ya da dize kümelerine denir.

Dize (Mısra): Manzum edebî metinlerin her bir satırına denir.

Beyit: İki dizeden oluşan, kendi içinde bağımsız bir yapısı ve anlam bütünlüğü bulunan birimdir.

Bent: Şiirde üç ya da daha çok dizeden oluşan birime denir.

Dörtlük (Kıta): Dört dizeden oluşan nazım birimine dörtlük veya kıta denir.

Edebî sanat: Anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve güçlendirmek için söz ve manaya bağlı anlatım inceliği ve özelliğine denir. Edebiyatımızda kullanılan belli başlı edebî sanatlardan bazıları şunlardır: benzetme, kişileştirme, konuşturma, ad aktarması.

1. Benzetme (Teşbih): Aralarında ilgi bulunan iki kavramdan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesiyle yapılır. Tam bir benzetmede dört öge bulunur:

  • a. Benzeyen: Birbirine benzetilen kavramlardan nitelikçe güçsüz olanıdır.
    b. Kendisine benzetilen: Benzetilen kavramlardan nitelikçe güçlü olanıdır.
    c. Benzetme yönü: Benzeyenle benzetilen arasındaki ortak özelliktir. Benzetme yönü tek veya çok taraflı olabilir.
    d. Benzetme edatı: Benzeyen ve benzetilen arasında ilişki kuran (gibi, kadar, sanki, tek, andırmak, -layın, -var, -cılayın) edat ya da edat işlevi gören kelime ve eklerdir.

2. İstiare (Eğretileme): Bir sözün benzetme amacıyla başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. Bu edebî sanatta benzetmedeki temel ögelerden benzeyen ya da kendisine benzetilenden sadece biri kullanılır. İki çeşit istiare vardır:

  • a. Kapalı istiare: Yalnızca benzeyenin söylendiği istiareye kapalı istiare denir.
    b. Açık istiare: Yalnızca benzetilenin söylendiği istiareye de açık istiare denir

3. Mecazımürsel (Ad Aktarması/Düzdeğişmece): Benzetme amacı güdülmeden, neden sonuç gibi türlü ilişkilerle bir sözün başka bir söz yerine kullanılması sanatıdır.

4. Kişileştirme (Teşhis) – Konuşturma (İntak): Kişileştirme, tabiattaki varlıkları insanlar gibi davrandırma ve canlandırma sanatı; konuşturma ise insan dışındaki varlıkları insan gibi konuşturma sanatıdır.

Dil Bilgisi

Sıfatlar (Ön Adlar)

Bu kitap, destanlardan günümüze ulaşmış, özgün metinler içeriyor.” cümlesinde “kitap, metin” isimlerinin önlerine getirilen “bu, özgün” kelimeleri bu isimleri nitelik ve nicelik yönünden tamamlanmıştır. “Bu kitap”, “özgün metinler” kelime gruplarında olduğu gibi; isimlerden önce gelerek onların anlamlarını sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlayan; onları niteleyen ve belirten kelime ve kelime gruplarına sıfat denir. Nesnelerin birbirinden farklarını göstermek için kullanıldıklarından sıfatlar çok önemlidir.Sıfatların Özellikleri1. Sıfatlar cümlede tek başlarına görev yapamaz, bir kelimenin sıfat olabilmesi için bir ismin önüne gelerek onunla tamlama kurması gerekir. Sıfat ve isimlerin oluşturdukları bu kelime grubuna da sıfat tamlaması denir. Örneğin; “Küçük kız giderken dönüp annesine el salladı.” cümlesindeki “küçük” kelimesi “kız” isminin önüne gelerek onunla tamlama kurduğu için sıfattır. 2. Sıfatlar, niteleme ve belirtme görevli olduklarından çekim eklerinden birini alamaz. Sıfatlar, çekim eki alırsa isimleşir:3. Sıfat olarak kullanılan çoğu kelime bir kavramın karşılığıdır. Örneğin; “Mavi”, bir renk ismidir; “iki” sayı ismidir. Ancak bu kelimeler isimlerin özelliklerini bildirecek duruma gelirse sıfat olur. “Mavi gözlerine bayıldım.” cümlesinde “mavi”, “göz” isminin rengini bildirdiğinden sıfattır.4. Sıfatlar; fiillerden, fiilimsilerden veya başka sıfatlardan önce gelip onların anlamını pekiştirir ya da onların anlamını daraltırsa zarf olur. “Bu sene de sınavlara iyi hazırlanmamışsın!” cümlesinde “iyi” kelimesi “hazırlan-” fiilinden önce zarf görevinde kullanılmıştır

SIFAT ÇEŞİTLERİ

Niteleme Sıfatları:Niteleme sıfatları isimlerin durumlarını, biçimlerini, renklerini ve unvanlarını bildirir: (İyi dergi,
Tatlı dil)

Belirtme Sıfatları: İsimleri gösterme, belirsizlik, sayı ve soru yoluyla belirten sıfatlardır. Dörde ayrılır: 

  • 1. İşaret (Gösterme) Sıfatları: Varlıkların, nesnelerin yerlerini işaret yoluyla belirten sıfatlardır: bu, şu, o; böyle,
    öyle, şöyle; öteki, beriki; öte, beri; diğer, işte…
  • 2. Belgisiz Sıfatlar: Varlıkları, kavramları onlara kesinlik kazandırmadan, yani, aşağı yukarı belirten sıfatlardır: bir, biraz, çoğu, kimi, birçok, hiçbir, bütün, tüm, birkaç, bazı, birtakım, her, nice.
  • 3. Sayı Sıfatları: İsimleri sayı yoluyla belirten sıfatlardır: kaç kilo, birinci oyuncu, üçer elma…
  • 4. Soru Sıfatları: İsimleri soru yoluyla belirten sıfatlardır: Kaçıncı sayfa

KONUSUNA GÖRE ŞİİR TÜRLERİ:Konusuna göre şiir türleri; epik şiir, lirik şiir, pastoral şiir, didaktik şiir, dramatik şiir, satirik şiir olmak üzere altı çeşittir.

Lirik şiir, içten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür.
Didaktik şiir, belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan şiirlerdir.
Pastoral şiir, doğa güzelliklerini, orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşamını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür.
Epik şiir, savaş, kahramanlık, yiğitlik ve yurt sevgisi konularını işleyen ya da tarihsel bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen şiirlere denir.
Satirik şiir, toplum hayatındaki bozuklukları, düzensizlikleri; yöneticilerin beceriksizliklerini, insan hayatındaki zaafları, kişilerin beğenilmeyen ve istenmeyen yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.
Dramatik şiir, acıklı, hüzünlü olayları işleyen şiir türüdür

Türk Dili ve Edebiyatı “ŞİİR” ünitesi için test çözün ŞİİR ÜNİTESİ (TEST 1)
Türk Dili ve Edebiyatı “ŞİİR” ünitesi için test çözün ŞİİRÜNİTESİ (TEST 2)

ÜNİTE 1: MASAL/FABL

MASAL

Masal,kahramanları insanlar,hayvanlar ve tabiatüstü varlıklar olan, olayları masal ülkesinde cereyan eden, hayal mahsulü bir sözlü anlatım türüdür. Bir yazar tarafından meydana getirilen masallara da yapma masal denir.

Masalların özellikleri şunlardır:

  • Hayal mahsulü olması,
  • Yer, zaman ve kahramanların belirsiz olması,
  • Olaylar, kahramanlar ve varlıkların olağanüstü özellikler taşıması,
  • Kahramanlarından bazılarının hayvanlar olması,
  • Ahlaka dayalı, yararlı, eğitici olarak düşünülmesi,
  • Nesirle söylenmesi,
  • Kaynaklarının çok eskilere dayanması, söylendiği zamandan ve kültürden izler taşıması

Masalın Yapı Unsurları

Olay: Masal gerçek dışı ve olağanüstü olaylar üzerine kurulur. Gerçek ya da gerçeğe yakın ögeler masalın belkemiği olan olağanüstü atmosfer içinde eritilir.

Kişi: Masalın kahramanları padişahlar, vezirler, zengin tüccarlar, sıradan ve yoksul insanlar gibi gerçek dünyadan alınan kişilerin yanı sıra peri, cin, dev, cadı, Zümrüdüanka kuşu gibi varlıklar masal kahramanları arasında yer alır. Ancak, masallardaki hayvanlar, neredeyse kendi özelliklerini yitirerek insan özelliği kazanmışlardır.

Yer: Masallarda olayların geçtiği çevre, “memleketin birinde” gibi ifadelerle belirsizleştirilen bir yer ya da “Kafdağı, “Yedi Derya Adası” gibi haritada bulunmayan ülkeler; “yedi kat yerin altı”, “bulutların üstü” gibi hayalde tasarlanan yerlerdir. Masalların en
belirgin özelliklerinden biride mekanın belirsiz olmasıdır.

Zaman: Masallarda “zaman”ın tarihî zamanla ilgisi yoktur. Miş‘li geçmiş zaman kipiyle anlatılmaları zamanın belirsizliğini gösterir.

FABL
Sonunda ders verme amacı güden, güldüren, düşündüren ve genellikle manzum öykülerdir. İnsana ait bir özelliğin insan dışında bir varlığa verilmesidir. Fablların kahramanları genellikle hayvanlardır. Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve insanlar gibi davranır.

Fabl türünün özellikleri şunlardır:

  • Fablların kahramanları genellikle hayvanlardır. Hikâyelerde yer alan hayvanlar, kendi temel özelliklerini korumakla birlikte insana ait bazı özellik ve değerleri de üstlenir. Bu bakımdan bu tür metinler genellikle kişileştirme (teşhis) ve konuşturma (intak) sanatları üzerine kurulur.
  • Fabllar manzum (şiir) veya nesir (düzyazı) biçiminde yazılabilirler.
  • Fabl türündeki metinlerin sonunda her zaman bir ahlak dersi verilir. Bu türdeki ders veya mesajlar kısa ve açık olarak sunulur. Bu mesaj anlatılan hikâyenin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar ve bir atasözü veya özdeyiş biçiminde açıkça ifade edilir.
  • Fabllarda zaman ve yer genellikle belirsizdir. Olaylar genellikle hikâyelere konu edilen canlıların mekânlarında geçer.
  • Fabllarda verilen mesajlar evrensel doğru ve değerler (adalet, dostluk, doğruluk, bağışlamak, cömertlik, alçak gönüllülük, kanaat, sadakat, kendini bilme… gibi) üzerine kurulur.
  •  Fabllar; serim, düğüm, çözüm ve öğüt bölümünden oluşur.

Mesnevi: Mesneviler de fabl özelliği gösteren metinlerdir. Kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan şiir biçimine mesnevi denir.

 

Türk Dili ve Edebiyatı “MASAL” ünitesi için test çözün MASAL ÜNİTESİ (TEST 1)
Türk Dili ve Edebiyatı “MASAL” ünitesi için test çözün MASAL ÜNİTESİ (TEST 2)