Türk Dili ve Edebiyatı 6 Konu Anlatımı

1. ÜNİTE: ROMAN
2. ÜNİTE: TİYATRO
3. ÜNİTE: ELEŞTİRİ
4. ÜNİTE: MÜLAKAT / RÖPORTAJ

ÜNİTE 1: ROMAN

Cumhuriyet’in ilk dönem yazarları olan Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin topluma eğilir ve toplumsal sorunlara çözüm getirmek için çalışırlar.

1940’lı yıllarda meydana getirilen ürünlerde toplumsal kaygının ağırlık kazandığı, toplumsal konuların çeşitlendiği görülür.

1950’lerde İkinci Dünya Savaşı yıllarında yetişen köy çıkışlı, köy enstitülü yazarların köy ve kasaba romanlarını yayımlamaya başladıkları görülür.

1960’lı yıllara değin toplumcu genç, gerçekliğin gittikçe ağır bastığı romanımızda, bu yıllardan sonra ele alınan konulardaki çeşitlenmeyle birlikte, roman yazma yönteminde de bir değişme, gelişme göze çarpar.

1960’tan başlayarak geçirilen siyasal, toplumsal ve ekonomik değişmelerle bunların sonuçları işlenir.

1970-1980 yılları arasında roman yazarları sayısında artış görülür.

Köy ve köylü sorunları, 27 Mayıs ve 12 Mart olayları, Almanya’ya giden çocukların dil sorunları, anne babalarının iş yaşamlarında karşılaştıkları sorunlar, sıla özlemi, Alman topluluğuna uyum sağlamada çekilen sıkıntılar vb. üzerinde durulan belli başlı konulardır.

ÜNİTE 2: TİYATRO

Cumhuriyet Dönemi’nde Türk tiyatrosu kurumsal bir yapıya kavuşur. Çağdaş Türk tiyatrosunun Batı tiyatrosu düzeyine getirilmesinde katkısı olan Muhsin Ertuğrul, Darülbedayi’de Türk öğrencilerine tiyatro dersleri verir, yerli oyunculara öncelik tanır ve Türk yazarları destekler.

Bu dönemde Ankara’da Devlet Tiyatroları kurulur, bazı büyük şehirlerde şubeler açılır, turneler düzenlenerek tiyatro halkın ayağına götürülür, tiyatroya bilinçli seyirci yetiştirilir. Özel tiyatrolar ise yeni tiyatro anlayışını ve akımlarını sahneledikleri oyunlarla tanıtmış, özellikle turnelerle tiyatroyu Anadolu’da onlar yaygınlaştırmıştır.

Tiyatro yazarlığı Cumhuriyet Dönemi’nde büyük bir gelişme gösterir. Türk tiyatrosunun oyun repertuvarındaki çeviri oyun, yerli oyun rekabetini olumlu yönde etkiler.

Siyasal iktidarların baskıcı tutumları, tiyatro yazarlarını yeni biçim ve dil arayışlarına yöneltir, dramatik veya epik türdeki oyunlarda toplumsal yaşamdan kesitler verir. Güçlü ve acımasız iş adamları, kurnaz fırsatçılar, iç güdüleri doğrultusunda hareket eden kadınlar vb. temalar işlenir.

1950-60 yıllarındaki gelişmelerin başında Muhsin Ertuğrul’un bir bankanın desteğiyle çağdaş anlamda ilk özel tiyatroyu (Küçük Sahne Tiyatrosu) kurması gelir. Birtakım olumsuzluklara rağmen hem oyun yazarlığı hem de çeşitli tiyatro yönelişleri açısından verimli bir dönem yaşanır. Dormen Topluluğu ve Kent Oyuncuları diye özel tiyatrolar kurulur.

1960 sonrası tiyatro yaşamı ve oyun yazarlığı gelişir, özel tiyatroların sayıları artar ve üniversitelerde tiyatro eğitimi başlar. Dramatik yazarlıkta insanlık, toplum ve dünya sorunlarının genellemesine yönelen, efsane ve tarihe dayanarak çağın eleştirisini yapmaya çalışan oyunlar ağırlık kazanır.

Türk tiyatrosu, 1971-80 döneminde Anayasa değişiklikleriyle demokratik ortamın aldığı büyük yaralardan ciddi biçimde etkilenir. Özel durum gerekçesiyle oyunlara sansür ve denetim uygulanır. Siyasi partilerin belirli ve tutarlı bir sanat görüşünün bulunmaması, ekonomik sıkıntılar ve devlet konservatuarının kalitesinin düşmesi tiyatroda bir bunalım ortamı doğurur.

19. yy. dünya edebiyatında tiyatro alanında kaleme alınan oyunlarda romantizm akımı etkili olur. Yüzyılın sonlarında, kolayca seyirci çekemeyen tiyatro eğilimleri görülür. Gerçekçilikten “izlenimcilik, simgecilik, gelecekçilik, doğalcılık ve  ışavurumculuk” gibi modernist akımlara geçilir

ÜNİTE 3: ELEŞTİRİ

Eleştiri; bir sanat ya da düşünce eserini tanıtırken zayıf ve güçlü yönlerini belirtme, bir yazarın gerçek değerini yansıtma amacıyla yazılan yazılardır. Eleştiride amaç; iyi ve güzel olan sanat yapıtının değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan kurtarmak, kalıcı bir niteliğe kavuşturmak; sanatçıyı başarılı eserler oluşturma konusunda teşvik etmek; okura kılavuzluk yapmaktır.

Düşünsel plana göre uzmanlarınca yazılan eleştiri yazıları eleştirmenin tavır ve tutumuna göre izlenimsel ve nesnel; konularına göre esere, sanatçıya, topluma, okura, tarihe yönelik eleştiri diye türlere ayrılır.

Türk edebiyatında eleştiri Tanzimat Dönemi’nde gazeteler sayesinde gelişir. Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülâhâzâtı Şâmildir” yazısı, Ziya Paşa’yı tenkit etiği “Tahrib-i Harabat” ve “Takip” yazıları bizdeki ilk örneklerdendir.

Eleştirinin edebî bir tür olarak gelişmesi ve önem kazanması Servetifünun Dönemi’nde olmuştur. Batı’dan özellikle 19. yüzyıl Fransız düşünürlerinden Hippolyte Taine’den yapılan çeviriler Servet-i Fünun dergisinde yayımlanır. Cenap Şahabettin estetik
ve eleştiri etrafında kaleme aldığı yazılarıyla bu türün gelişmesine ve yeni bir edebiyat anlayışının yerleşmesine hizmet eder.

Hüseyin Cahit; Ahmet Rasim ve Ali Kemal’le olan tartışmalarını “Kavgalarım” adı altında kitaplaştırır.

Millî edebiyat düşüncesini temellendiren Ziya Gökalp, Ali Canip ve Ömer Seyfettin’dir. Bu yazarlar hem millî edebiyat düşüncesini sistemleştirir hem de bu düşünceye karşı ortaya konan eleştirilere cevap vermiştir.

Millî edebiyatçılar bir yandan eleştirinin teorisi üzerinde durmuşlar bir yandan da pratik olarak eleştiri türünde eserler vermişlerdir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında öznel eleştiri anlayışı egemendir. Daha sonraki yıllarda eleştiri hem nitelik hem de nicelikçe gelişir. Eleştirmenlerdeki artış ve kuramlardaki çeşitlilik eleştirinin kalitesini de yükseltir.

ÜNİTE 4: MÜLAKAT / RÖPORTAJ

Bir gazetecinin, ünlü ya da alanında uzman bir kişiyle yaptığı görüşmeleri aktardığı yazılara mülakat (görüşme) denir.

Mülakat yapılan kişilerden hayatları, çalışmaları, eserleri ya da istenilen herhangi bir konuda soru-cevap tekniğiyle görüşleri alınır.

Türk edebiyatında ilk mülakat örneği Ruşen Eşref Ünaydın’ın “Diyorlar ki” adlı eseridir. Röportaj türü, başlangıçta mülakat niteliğinde gelişmiştir. Ruşen Eşref Ünaydın, Hikmet Feridun Es, Mustafa Baydar, Falih Rıfkı Atay, Fikret Otyam, Yaşar Kemal, Mete Akyol, Mustafa Ekmekçi vb. sanatçılar basınımızda röportaj türünde başlıca eser veren gazeteci ve edebiyatçılardır.

Röportaj yazıları ile mülakatların toplumu aydınlatmak amacı, soru-cevap tekniği kullanma, bilgi ve belgelerden yararlan